Roma’nın gelecekteki imparatoru, Rhososlu deniz subayı Seleukos’a neden borçluydu? Taşa kazınan mektuplar, bir Arsuzlunun iç savaşın merkezine uzanan kariyerini anlatıyor.
Bir taş arşiv nasıl okunur?
Bir antik yazıtta bazen tek bir ad, bir tarih veya bir adak cümlesi bulunur. Rhosos yazıtı ise bambaşka bir şeydir: Kararlar, mektuplar ve ayrıcalık maddelerinden oluşan küçük bir taş arşiv. Belgeler MÖ 36 ile 30 arasına tarihlenir. Yazışmanın bir tarafında Rhosos kenti, öteki tarafında Roma iç savaşlarının galibi olmaya hazırlanan Octavianus vardır. Aradaki kişi ise Rhososlu Seleukos’tur.[1]
Octavianus belgelerde henüz “Augustus” değildir; bu unvanı MÖ 27’de alacaktır. Onu burada geleceğin Augustus’u olarak görürüz: sadık hizmeti ödüllendiren, yerel kentlerle doğrudan ilişki kuran ve kararlarının farklı merkezlerde kamusal kayda geçirilmesini isteyen genç bir iktidar kurucusu.
Seleukos kimdi?
Metin, Seleukos’u Theodotos’un oğlu ve Octavianus’un deniz komutanı olarak tanıtır. Yunanca nauarkhos sözcüğü, onun sıradan bir gemici olmadığını gösterir. Octavianus, Seleukos’un yanında savaştığını, tehlikelere katlandığını ve görevlerini sadakatle yerine getirdiğini söyler.[2]
Yazıtın tarihlerinden hareketle Seleukos’un İtalya ve Sicilya çevresindeki deniz savaşlarında, muhtemelen Sextus Pompeius’a karşı yürütülen mücadelede hizmet etmiş olması mümkündür. Ancak metin her çarpışmanın adını vermez. Bu nedenle “Aktium’un Arsuzlu amirali” gibi çekici bir başlık kanıtı aşar. Güvenle söyleyebileceğimiz şey, Seleukos’un Octavianus’un iç savaş yıllarındaki donanma çevresinde yüksek sorumluluk taşıdığıdır.
Bir kişiye verilen ayrıcalık, bir kente açılan kapı
Seleukos’a tanınan haklar etkileyicidir. Kendisiyle birlikte anne-babası, eşi ve soyundan gelenler Roma vatandaşlığına kabul edilir; Cornelia tribusuna kaydedilir. Vergi muafiyetleri, askerlik ve bazı kamu yükümlülüklerinden bağışıklık, kişisel malların ithal ve ihracında gümrük kolaylıkları ile yargılanacağı mahkemeyi seçme imkânı tanınır. Hakları ihlal edenler için 100.000 sestertiusluk ceza öngörülür.[1]
Bu liste, Roma vatandaşlığının yalnızca bir kimlik etiketi olmadığını gösterir. Vatandaşlık; vergi, miras, yargı ve aile geleceği üzerinde somut sonuçlar yaratan bir koruma ağıdır. Üstelik ödül tek bir ömürle sınırlı tutulmaz, haneye ve gelecek kuşaklara yayılır.
Seleukos’un kazancı burada bitmez. Octavianus, onun hatırı için Rhosos’a iyi davranacağını bildirir. Kentin yöneticilerine, meclisine ve halkına hitap eder; Rhosos’u “kutsal, dokunulmaz ve özerk” unvanlarıyla anar. Böylece bir bireyin askerî hizmeti, memleketinin diplomatik sermayesine dönüşür.
Belgeler neden başka kentlere de gönderildi?
Yazıt dosyasında belgelerin yalnızca Rhosos’ta saklanmasıyla yetinilmediği anlaşılır. Kopyaların Tarsos ve Antiokheia gibi büyük merkezlerde kamusal kayda geçirilmesi istenir; metindeki hasarlı bölüm başka bir bölgesel kenti daha düşündürür.[2]
Bu çoğaltma işlemi antik bürokrasinin güvenlik sistemidir. Bir karar yalnızca tek arşivde kalırsa kaybolabilir veya yerel bir görevli tarafından görmezden gelinebilir. Farklı kentlerdeki kopyalar, Seleukos’un haklarını seyahat ettiği coğrafya boyunca kanıtlanabilir hâle getirir. Taş, hukukun hafızası olur.
Rhosos elçilerinin Octavianus’la Ephesos’ta görüşmesi de aynı ağın parçasıdır. Küçük bir kıyı kenti, Roma dünyasının en güçlü adamına ulaşabilmektedir; bunu sağlayan bağlantı ise Rhososlu bir deniz subayıdır.
Büyük dönüşümün küçük ölçekteki fotoğrafı
Rhosos yazıtları Roma’nın doğuya yalnızca lejyonlarla gelmediğini anlatır. İmparatorluk, sadakat ilişkileri, yurttaşlık bağışları, vergi ayrıcalıkları ve kent meclislerine gönderilen mektuplarla da kurulmuştur. Modern tarihçi Bradley Jordan’ın vurguladığı gibi, geç Cumhuriyet iç savaşları sırasında güçlü Romalıların kentlere ve kişilere sunduğu bağışlar yeni bir hegemonya dilinin parçası hâline gelmiştir.[3]
Bu bakımdan Seleukos ne yalnızca “yerel kahraman” ne de Roma’nın basit bir memurudur. O, iki siyasi dünyanın kesiştiği noktadır: Rhosos’un kent yurttaşlığıyla Roma’nın genişleyen iktidarını aynı bedende taşır.
Arsuz’un tarihindeki en şaşırtıcı belgelerden biri bu yüzden bir saray fermanı değil, karşılıklı çıkarların kaydıdır. Octavianus güvenilir bir deniz komutanı kazanmış; Seleukos ailesi için kalıcı ayrıcalıklar elde etmiş; Rhosos ise imparatorluğun kurucusuna doğrudan ulaşan bir temsilci çıkarmıştır.
Kanıt notu
- Kesin bildiğimiz: Seleukos’un adı, babası, Rhosos kökeni, deniz komutanlığı ve verilen hakların büyük bölümü yazıtta açıkça kayıtlıdır.
- Güçlü bağlam: Belgeler MÖ 36–30 iç savaş yıllarına aittir; Octavianus’un doğu kentleriyle kurduğu kişisel-siyasi ilişkiyi gösterir.
- Tartışmalı alan: Seleukos’un katıldığı her deniz savaşının adı yazıtta yer almaz; belirli muharebelerle eşleştirmeler tarihsel çıkarımdır.
Kaynaklar
- Andrea Raggi, “The Epigraphic Dossier of Seleucus of Rhosus: A Revised Edition,” Zeitschrift für Papyrologie und Epigraphik 147 (2004), 123–138, JSTOR kayıt sayfası ↗; yazıtın Yunanca metni için PHI Greek Inscriptions, IGLSyr 3.1 718 ↗.
- “The Dossier of Seleucus of Rhosus,” Raggi’nin düzeltilmiş metnine dayanan İngilizce çeviri, Attalus ↗.
- Bradley Jordan, “Roman Hegemony and the Evolution of Official Documents,” The Roman Republic and the Hellenistic Mediterranean içinde, Oxford University Press, 2023, DOI: 10.1093/oso/9780198887065.003.0006 ↗.
Arsuz Tarih Dosyası ↗