Bir kraliyet evliliği, bir metresin bronz heykeli ve yüzyıllar sonra basılmış kent sikkeleri… Antik Rhosos, hanedan siyasetinin denize açılan sahnesiydi.
Denizin kıyısında bir saray sahnesi
MÖ 299 dolaylarında Rhosos limanına yaklaşan filoyu hayal edin. Gemide, Büyük İskender’in ardılları arasındaki güç mücadelesinin en gösterişli isimlerinden Demetrios Poliorketes vardır. Yanında kızı Stratonike bulunur. Genç kadın, doğunun büyük hükümdarı Seleukos’la evlenecektir.
Plutarkhos’un anlattığına göre Seleukos, Demetrios’la Rhosos’ta buluştu. İki hükümdar burada törenler ve eğlenceler düzenledi; sonra Seleukos gelini Stratonike’yi alıp büyük bir ihtişamla Antiokheia’ya doğru yola çıktı.[1] Antik yazarın ayrıntıları olaydan yüzyıllar sonra kaleme alınmıştır; yine de Rhosos’un hanedanlar arası karşılaşma için seçilmiş bir liman olarak hatırlandığını açıkça gösterir.
Rhosos bu sahnede tesadüfi bir mola değildir. Strabon, kenti İssos Körfezi çevresindeki kıyı merkezleri arasında sayar; başka bir pasajda Amanos ile Seleukeia Pieria arasındaki sahil dizisinin içine yerleştirir.[2] Yani Rhosos, hem gemilerin yanaşabildiği hem de Antiokheia’ya giden kara yollarına bağlanabildiği bir eşikti.
Glycera neden kendi heykelini Rhosos’a diktirdi?
Rhosos’un siyasal sahne oluşu Stratonike’den önce de anlatılır. Athenaeus, daha eski tarihçi Theopompos’tan aktardığı bir bölümde, Büyük İskender’in hazinedarı Harpalos ile ünlü hetaira Glycera’nın hikâyesini verir. Harpalos’un Glycera’ya kraliçe gibi davranılmasını istediğini; Rhosos’ta kendi bronz heykelinin yanına onun heykelini de diktirdiğini yazar.[3]
Bu anlatının ahlâkçı tonu gözden kaçırılmamalıdır. Antik yazarlar, saray aşırılığını eleştirmek için güçlü erkekler ile etkili kadınların ilişkilerini sıklıkla büyütür. Fakat hikâye doğru olsun ya da siyasi dedikodu taşısın, Rhosos’un kamusal heykeller aracılığıyla iktidarın sergilendiği bir yer olarak seçilmesi anlamlıdır. Limana giren herkes iki bronz figürü birlikte görecek, özel bir ilişkinin kamusal güce çevrilişine tanık olacaktı.
Şehrin tanrıçası: Tyche
Rhosos’un kendi kent kimliğini nasıl kurduğunu sikkelerden izleyebiliriz. Roma İmparatorluk dönemine ait Rhosos bronzlarında sur tacı taşıyan Tyche görülür. Başka örneklerde yerel tanrı Baal, başaklarla ve boğa ön bölümleriyle birlikte tasvir edilir. Lejantlarda kentin “kutsal”, “dokunulmaz” ve “özerk” oluşunu öne çıkaran unvanlar yer alır.[4]
Bu sikkeler Stratonike’nin düğünüyle aynı yüzyılda basılmamıştır; çoğu çok daha geç, Roma çağındandır. Dolayısıyla onları erken Helenistik olayların doğrudan fotoğrafı gibi okuyamayız. Yine de kent sakinlerinin yüzyıllar sonra bile limanlarını ilahi koruma, bereket ve ayrıcalık diliyle temsil ettiğini gösterirler.
Malalas’ın imkânsız hikâyesi
Altıncı yüzyılda Antiokheialı tarihçi Ioannes Malalas, Tyche heykeliyle ilgili daha da renkli bir öykü anlatır. Ona göre Demetrios Poliorketes, Seleukos’un ölümünden sonra Antigoneia’nın Tyche heykelini alıp Rhosos’a götürmüştür.[5]
Sorun şudur: Demetrios Poliorketes MÖ 283’te, Seleukos ise MÖ 281’de öldü. Demetrios’un Seleukos’un ölümünden sonra böyle bir iş yapması kronolojik olarak mümkün değildir. Eski araştırmacılar, Malalas’ın başka bir Demetrios’u —örneğin Demetrios I Soter’i— kastetmiş olabileceğini ileri sürdü. Kesin çözüm yoktur.
Fakat “hatalı” diye bu anlatıyı çöpe atmak da acelecilik olur. Hikâye, geç antik çağ Antiokheiası’nda Rhosos’un hangi anılarla ilişkilendirildiğini gösterir: krallar, taşınan kutsal heykeller ve kent talihini temsil eden Tyche. Malalas bize olayın güvenilir kronolojisinden çok, altı-yedi yüzyıl boyunca biçim değiştirmiş bir bölgesel hafızayı verir.
Rhosos’un asıl gücü
Bu üç ayrı katman —Glycera’nın heykeli, Stratonike’nin düğünü ve Tyche’nin dolaşımı— aynı noktada birleşir. Rhosos, yalnızca mal boşaltılan bir iskele değildir. İnsanların, hanedanların, sembollerin ve söylentilerin karaya çıktığı bir limandır.
Antik Arsuz’un nadir çekiciliği de burada yatar. Büyük tarih genellikle Antiokheia, Seleukeia veya Tarsos gibi anıtsal kentlere odaklanır. Rhosos ise olayların merkezinden biraz uzakta durur; fakat tam bu nedenle saray siyasetinin hareket hâlindeki yüzünü gösterir. İktidar başkentte kurulmuş olabilir, ancak denize açılan kapıda sahnelenmiştir.
Kanıt notu
- Güçlü tarihsel çekirdek: Plutarkhos’un Rhosos’taki kraliyet buluşması; Strabon’un kıyı coğrafyası; kent sikkelerinin ikonografisi ve lejantları.
- Dolaylı aktarım: Glycera öyküsü Athenaeus’un Theopompos’tan yaptığı alıntıyla korunmuştur.
- Sorunlu gelenek: Malalas’ın Tyche anlatısı açık bir kronoloji çelişkisi içerir; tarihsel olaydan çok kent hafızası olarak okunmalıdır.
Kaynaklar
- Plutarkhos, Demetrios’un Hayatı, 32, Perseus Digital Library, Yunanca ve İngilizce metin ↗.
- Strabon, Geographika 14.5 ve 16.2, Perseus Digital Library ↗.
- Athenaeus, Deipnosophistai 13.50 (595e), Perseus Digital Library ↗.
- Roman Provincial Coinage Online, “Rhosus,” Oxford/Ashmolean koleksiyon taraması ↗.
- Ioannes Malalas, Chronographia, VIII, İngilizce çeviri ↗. Anlatının kronoloji sorunu için ayrıca René Dussaud, Topographie historique de la Syrie antique et médiévale (1927), ilgili Rhosos bölümü.
Arsuz Tarih Dosyası ↗