Luvice yazıtlar, krallar, Roma amiralleri, kayıp bir liman, tartışmalı bir İncil ve portakal bahçesinin altından çıkan mozaikler… Arsuz’un tarihi, anlatılandan çok daha derin.
Bugün Arsuz’a bakıldığında Akdeniz kıyısına yaslanmış sakin bir sahil ilçesi görülür. Bir tarafta deniz, diğer tarafta Amanosların yükselen kütlesi vardır. Fakat tam da bu coğrafya, Arsuz’un tarihini anlamanın anahtarıdır.
Çünkü burası yalnızca güzel bir kıyı değildir.
Kuzey Suriye ile Anadolu'nun, Amik Ovası ile Kilikya'nın ve iç bölgelerle Akdeniz'in birbirine yaklaştığı doğal bir geçiş alanıdır. Bu nedenle Arsuz kıyıları binlerce yıl boyunca yalnızca insanların yaşadığı değil; orduların geçtiği, ticaret gemilerinin yanaştığı, siyasi güçlerin mücadele ettiği ve inançların yayıldığı bir sınır coğrafyası oldu.
Arkeolojik ve yazılı kaynaklar bir araya getirildiğinde Arsuz'un hikâyesinin antik Rhosos'un kuruluşundan bile daha önce başladığı görülüyor.
Rehbere dön ↗