Arsuz’da yetişen portakalın adı neden binlerce kilometre uzaktaki Portekiz’i taşıyor? Meyvenin kökü Asya’da, adı deniz yollarında, bugünkü dalı ise Akdeniz’de.
Arsuz’da bir bahçede daldan portakal kopardığınızda, teknik olarak küçük bir Portekiz koparıyor sayılır mısınız?
Elbette hayır.
Ama kelimenin hikâyesi o kadar garip ki, bu şaka tamamen havada da kalmıyor.
Türkçedeki portakal adı gerçekten Portekiz’le bağlantılı. Fakat meyvenin anavatanı Portekiz değil. Üstelik Portekizliler portakala “portakal” da demiyor.
Onların kullandığı kelime:
Laranja.[3]
Yani Arsuz’da yetişen bir meyve, adında Portekiz’i taşıyor; Portekiz’e gittiğinde ise kendi adını tanıyamıyor.
Portakal Portekizli değilse neden adı Portekiz?
Önce en önemli yanlış anlaşılmayı düzeltelim.
Tatlı portakalın botanik geçmişi Asya’ya uzanır. Modern turunçgiller üzerine yapılan genom araştırmaları, Citrus türlerinin çeşitlenme merkezinin Güneydoğu Asya ile Çin’in güneyini kapsayan geniş coğrafya olduğunu gösteriyor.[1]
Başka bir ifadeyle portakalın aile nüfus kaydı Asya’dadır.
Portekiz bağlantısı doğum yeriyle değil, seyahat belgesiyle ilgilidir.
Akdeniz dünyası turunç ve benzeri acı narenciyeleri daha eski dönemlerde biliyordu. Bugün yediğimiz tatlı portakalın Avrupa ve Akdeniz’de yaygınlaşmasında ise 15. yüzyılda deniz ticaretini büyüten Portekizli tüccarların önemli rol oynadığı kabul edilir.[2]
Yeni gelen tatlı meyveyi eskisinden ayırmak isteyen bazı toplumlar, onu getirenlerle birlikte anmaya başladı.
Kısacası mantık şuna benziyordu:
“Bu tatlı olan, Portekizlilerin getirdiği.”
Zaman geçti, uzun tarif kısaldı ve bazı dillerde ülkenin adı meyvenin adına yapıştı.
Bir ülkenin adı manava nasıl girdi?
Türkçedeki portakal, Yunancadaki portokáli, Arapçadaki burtuqāl ve Farsçadaki porteghāl gibi adlar aynı şaşırtıcı isim ailesinin üyeleridir.
Söylenişler değişir ama arkadaki çağrışım benzerdir: Portekiz.
Güney İtalya’nın bazı ağızlarında da portogallo benzeri adlara rastlanır. Böylece Portekiz, farkında olmadan çok uluslu bir meyve markasına dönüşür.
Bugünün reklam diliyle söylersek:
Portekizliler meyveyi icat etmedi; ama dağıtım ağı o kadar güçlüydü ki ürünün adı bazı pazarlarda şirketin adına dönüştü.
Tıpkı bir ürünün asıl adının unutulup onu satan markayla anılması gibi.
Hikâyenin en komik tarafı: Portekizliler “laranja” diyor
Portekizcede portakalın adı laranjadır. Bu kelime de Arapça nāranj ve Farsça nārang üzerinden gelen daha eski bir ad zincirine bağlanır.[3]
Benzer kök, İspanyolcadaki naranja ile İngilizcedeki orange kelimesinin uzak geçmişinde de görülür.[2]
Ortaya küçük bir dil komedisi çıkar:
- Türkler meyveye Portekiz’i hatırlatan bir ad verir.
- Portekizliler meyveyi Arapça ve Farsçadan gelen eski ad ailesiyle çağırır.
- İngilizler meyvenin adını daha sonra bir rengin adı yapar.
- Portakal ise bütün bu tartışmalardan habersiz, Arsuz’da dalında olgunlaşır.
Bir meyvenin pasaportu olsa sınır görevlisinin işi kolay olmazdı.
Önce meyve vardı, sonra renk geldi
Bugün “turuncu” ya da İngilizcede “orange” denildiğinde akla hemen bir renk gelir. Fakat dil tarihinde önce meyvenin adı vardı.
İngilizcede orange kelimesinin meyve için kullanımı 14. yüzyıla kadar giderken, renk adı olarak yaygınlaşması 16. yüzyılın başlarında görülür.[2]
Yani insanlar uzun süre o rengi görüyordu ama ona bugünkü anlamıyla “orange” demiyordu. Safrana, sarıya ya da kırmızımsı sarıya benzeyen tarifler kullanılıyordu.
Sonra meyve o kadar tanınır hale geldi ki kendi rengini sözlüğe kabul ettirdi.
Bu, portakalın ikinci büyük başarısıdır:
İlkinde Portekiz’in adını aldı.
İkincisinde kendi adını bir renge verdi.
Arsuz portakalının hayali kimliği
Arsuz’da yetişen bir portakala nüfus cüzdanı hazırlasaydık, muhtemelen şöyle görünürdü:
| Bilgi | Cevap |
|---|---|
| Doğum yeri | Arsuz |
| Aile kökeni | Asya |
| Adını çağrıştırdığı ülke | Portekiz |
| Kültürel vatandaşlığı | Akdeniz |
| Mesleği | Kışın eve güneş taşımak |
| Özel yeteneği | Tek soyuluşta bütün odayı kokutmak |
| Kusuru | Beyaz liflerini temizletmek için sabır istemesi |
Bu kimlik bilimsel bir sınıflandırma değil elbette. Ama portakalın gerçek yolculuğunu şaşırtıcı biçimde iyi özetliyor.
Meyvenin ataları Asya’dan geliyor. Tatlı çeşidin Akdeniz’de yaygınlaşma hikâyesinde Portekizli denizciler ve tüccarlar beliriyor. Adı farklı dillerde Portekiz’e bağlanıyor. Sonunda ağaç, Arsuz’un güneşi ve toprağıyla yerel bir meyveye dönüşüyor.
Bir meyve aynı anda kaç yere ait olabilir?
Portakalın hikâyesi aslında yemek kültürünün sınır tanımadığını gösteriyor.
Bir ürünün botanik kökeni başka yerde, bugünkü yetişme alanı başka yerde, adı ise bambaşka bir ülkede olabilir.
Arsuz’daki portakal bu nedenle yalnızca yerel bir tarım ürünü değildir. Eski ticaret yollarının, denizciliğin, diller arasındaki alışverişin ve Akdeniz’in uzun hafızasının yenilebilir bir özetidir.
Onu soyarken çıkan koku Arsuz’dur.
Adı Portekiz’i çağırır.
Aile ağacı Asya’ya uzanır.
Rengi ise dünyanın birçok dilinde kendine ayrı bir kelime açtırmıştır.
Bir dahaki sefere Arsuz’da bir portakalı elinize aldığınızda şu soruyu düşünebilirsiniz:
Meyveler konuşabilseydi bize yetiştikleri yeri mi anlatırdı, yoksa yüzyıllar önce kendilerine yanlışlıkla verilen ülke adını mı?
Arsuz İlginç Bilgiler ↗