Bugün Arsuz çoğunlukla denizi, plajları, yazlık yaşamı ve doğal güzellikleriyle tanınıyor.
Bugün Arsuz çoğunlukla denizi, plajları, yazlık yaşamı ve doğal güzellikleriyle tanınıyor.
Fakat mevcut arkeolojik ve tarihsel veriler başka bir Arsuz daha olduğunu düşündürüyor.
MÖ 10. yüzyıldan kalma Luvice yazıtların bulunduğu bir kıyı…
Roma'nın gelecekteki imparatoruyla doğrudan yazışan bir kent…
Roma donanmasında amiralliğe kadar yükselen bir Rhososlu…
Akdeniz'in seramik ticaretiyle bağlantılı olabilecek atölyeler…
MS 2. yüzyılda İncil metinlerinin tartışıldığı bir Hristiyan topluluğu…
Piskoposluk merkezi…
Ve 1500 yıl sonra bir portakal ağacı dikilirken yeniden ortaya çıkan mozaikler.
Bunların hepsi aynı coğrafyanın farklı zaman katmanlarıdır.
Bu nedenle Arsuz'un tarihini yalnızca “3000 yıllık eski bir sahil kasabası” olarak tanımlamak yetersiz kalıyor.
Arsuz'un asıl önemi, Anadolu ile Suriye'nin, dağ ile denizin, Doğu ile Batı'nın kesiştiği yerde bulunmasından kaynaklanıyordu.
Belki de Arsuz'un tarihini anlatan en doğru cümle şudur:
Arsuz hiçbir zaman dünyanın merkezinde değildi; fakat dünya tarihinin geçtiği yolların tam kenarındaydı.
Ve bazen tarihte en ilginç hikâyeler merkezlerde değil, o yolların kenarında biriken izlerde saklıdır.
Rehbere dön ↗